YAŞIM TUTMUYOR MUTLULUĞA
• • •
yasim-tutmuyor-mutluluga-album

Yeni albümü dijital mağazalardan satın alabilirsiniz.

YENİ ALBÜMÜ
SATIN ALIN
MAĞAZA
gokcan-sanliman-haber-4

Sex Drugs & Rock’n Roll Devri Kapandı

Gökcan Sanlıman’ın üçüncü stüdyo albümü Yaşım Tutmuyor Mutluluğa çıktı. ‘Organik rock’ yaptığını söyleyen Sanlıman, “Müzikteki büyük insanların neredeyse hepsi uyuşturucudan gitti. Sex drugs and Rock’n Roll devri bitti” diyor

Işıl CİNMEN
[email protected]image-1
Fotoğraf: Uğur UÇAN

 

Yaşım Tutmuyor Mutluluğa…
Ne güzel bir albüm ismi, değil mi?
Tek cümleyle ne çok şey söylüyor.
Ama Gökcan Sanlıman’ın yaşı hiçbir zaman tutmayacak mutluluğa…
Çünkü o mutluluk değil, anlam arayanlardan…
Albüm, neredeyse bir yalnızlık manifestosu gibi; sadece yalnızlıkta kavranabilecekleri, insanın kendini tanırken keşfettiklerini anlatıyor.
Sözleri melankolik, müziği organik. Gökcan diyor ki, “Müzikteki büyük insanların neredeyse hepsi uyuşturucudan gitti. Ben almayayım, organik kalayım.” Görünüşe bakılırsa yeni nesil rock, yalnızken bile ayık kalabilenlerin elinden çıkacak!

 

image-2

Çok mu yalnızsın, bu ne melankoli!
Yalnızım. Yalnızlıktan besleniyorum. Melankolik bir tarafım var; hüzün, efkar severim. Ama bu aşkla ilgili bir yalnızlık değil; insanın kendini tanırken hissettiği yalnızlık… İçinde büyüme sancıları da var. Bir taraftan yalnız kalmayı seviyorum, diğer taraftan yalnız olduğum için kendimle kavga ediyorum. Bu albüm, kendimle verdiğim kavganın özeti…

 

Yalnızlıktan beslenmek ne demek?
Yalnızlığı üretime dönüştürebilmek demek. İçimden çıkarıp kağıda dökmek, melankoliden kurtulmamı da sağlıyor. Danışıklı dövüş… Gerçek hayat, okulda kurduğumuz hayallere benzemiyor, biraz acımasız. Onunla yüzleşmek için yalnız kalmak, durmak gerek.

 

7 YAŞ KRİZİ

Nasıl bir ailede doğdun?

Tek çocuğum. Klasik, mutlu bir çekirdek aile içinde, İstanbul’da doğdum. Büyükanne ve dedelerimle vakit geçirme fırsatım oldu. Sevgi içinde büyüdüm.

 

Kriz zamanı?

7 yaş. Annem ve babam boşandılar. Sancılı bir boşanmaydı. O dönem benim için kanlı oldu, hayatımda en çok yara aldığım zamandı, izleri kaldı… Annem çok çalışıyordu, onun verdiği mücadeleye yakından şahit oldum. Tek başıma kaldığım zamanlar çok oldu; bu beni erken olgunlaştırdı. Duysallığım belki bu zamanlardan kaynaklanıyordur.


Annen Funda Sanlıman Türkiye’nin önemli menajerlerinden biri, 20 yıldır Teoman’la çalışıyor. Bu seni ne kadar etkiledi?
Stüdyolarda, müziğin içinde büyüdüm. 10 yaşında Teoman’ı tanıdım, ortaokulda ilk gitarımı aldım, lise gruplarında çaldım, konserler organize ettim. Üniversitedeyken bir şekilde cesaret buldum ve kendimi sahneye attım.

 

Annenin bu işi yapıyor olmasının senin için eksisi oldu mu?

Dışarıdan işim kolay gibi görünüyor olabilir ama o gölgede var olmak çok daha zor. Müzik yapacaksan, bu işi içselleştirip, kararlı olman gerekiyor yoksa yolun bir yerinde kalırsın.

 

image-3

TEOMAN’DAN SADELİĞİ ÖĞRENDİM

Teoman’ın ‘Teoman’ olma sürecine tanıklık ettin. Ne öğrendin ondan?
O bana pes etmemeyi öğretti. Onun da sancılı dönemleri oldu, annemle birlikte zor şartlarda çalıştılar. O dönem rock müzik yapmak Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibiydi; arabesk furyası vardı. Ama o iyi şarkılar yazdı, güzel bir duruş sergiledi. Ondan öğrendiğim bir şey daha var: Sade olmak. Duygunu samimi bir şekilde karşı tarafa geçirmek için sadeleşmen gerekiyor.

 

Önceki albümün Soğuk Temmuz 2013’te çıkmıştı. Bu ara fazla değil mi?
Biraz uzun sürdü çünkü Türkiye’deki olaylardan dolayı albüme odaklanamadım. Türkiye üretimde olan bir insanı bölen bir ülke, konsantre olmayı zorlaştırıyor. İki albüm arası kendi hayatım için de karamsar geçti. 20’li yaşlarımın sonuna geldim, geçişler hep zor oluyor.

 

Bizim kuşak çok zor büyüdü, hatta çoğumuz büyüyemedik. Elime çocuk verseler bakamam. Neden böyleyiz?

Ben de bir çocuğa bakamam… Bencil bir kuşağız. İnsan kendi ailesini kurunca büyür, biz onu yapamadık. Hala anne ve babamızın çocuğuz. Bu biraz ailelerimizin de suçu olabilir. 30’lu yaşlara kadar “Oğlum üşüdün mü? Üzerini örteyim mi? Karnın aç mı?” derlerse haliyle büyümek istemeyiz, “büyümesem de olur” deriz. Bizden sonraki kuşak daha laylaylom. Onlar tamamen kopmuş gibiler, bu müziklerine de yansıyor.

 

Sen ‘organik rock’ yaptığını söylüyorsun. Ne demek bu?

Aslında öyle bir terim yok. Tarzımı nasıl tanımladığımı sorduklarında bir cevap veremiyordum, albümümde canlı kayıtlar ve doğal bir vokal var. Prodüktörüm Haluk Kurosman’la geyik yaparken “Organik rock olsun” dedik.

 

images-4İÇMEDEN DE YAZILIR!
Rock’ın felsefesine, ‘Sex drugs and Rock’n Roll’a biraz uzak görünüyorsun.
Sex drugs and Rock’n Roll devri bence bitti; bu 70’lerden 90’lara kadar insanlara sunulmuş bir paketti. Müzikteki büyük insanların neredeyse hepsi uyuşturucudan gitti… Rock müziğin o tarafı beni beslemiyor. Ertesi gün ayılmaya çalışmaktan müziğe zaman ayıramazdım ben… Bir dönem ‘içmeden yazılmaz’ kanun gibiydi ama uyuşturucu kullanmasalar daha çok yaşayıp, daha çok üretebilirlerdi.

 

Gece hayatıyla aran nasıl?
Çok gezerdim ama artık gece hayatı tatsızlaştı, eskisi gibi değil. İstanbul bitirildi. Gece hayatındaki insan tiplemeleri hoşuma gitmemeye başladı. Daha çok evde toplanıyoruz, ev daha iyi.

 

Çok ünlü olmak ister misin?
Müzik yapan herkes büyük konserler verip, isminin büyük tabelalarda olmasını ister. Küçük kitleyle mutlu olma hayali bana saçma geliyor. Sektör çok zor ve kalabalık ama olabildiği kadar çok insanın şarkılarımı sevmesini istiyorum. Daha yapmak istediğim çok albüm var. Henüz en iyi şarkımı yazmadım.

 

Peki, ya star olmak?
Artık star olmak neredeyse imkansız. Star olmanın içinde ulaşılmazlık vardı; şimdi birine ulaşmamak mümkün mü? Aradan sıyrılman için her yerde var olman lazım, bu da kişiyi ulaşılabilir kılıyor. Yıldızlar ulaşılabilir olduğu için artık parlamıyor.

 

 

GÖKCAN’IN TAHTASIimage-copy

Doğum tarihi: 22 Aralık 1985

Burcu: Oğlak

En sevdiği müzisyen: Elvis Presley

Döne döne izlediği film: Scarface/Brian DePalma

Döne döne okuduğu kitap: Denemeler/Montaigne

En beğendiği kadın: Julia Roberts

En beğendiği erkek: David Bowie

Tuttuğu takım: Galatasaray

En sık gittiği mekan: Journey/Cihangir

En nefret ettiği cümle: 5 dakikaya oradayım

En çok kullandığı sözcük: Belki

Fobisi: Yükseklik

En sevdiği özelliği: Pes etmemek

En sevmediği özelliği: Tembel

Onu en iyi tanımlayan sıfat: Sakin

 
No Comments

Post a Comment